Sedef'in Kosesi

Hayati'in Tadi… sanat, gezi, yemek ve tabiiki aile…

Kategori: Family

Gunu Yasamak yada Yasayamamak…

“The difference between stress & no-stress is “living for the day” VS “living for some imagined happy moment in the future” ?

–  Ananda Gri

Stresli bir hayat ile stressiz bir hayatin arasindaki fark …gelecekteki hayali bir mutlu an yerine bugun icin yasamakmis…

Buna kimse yalnis digemez herhalde, ama butun bunlari bile bile, yinede hayatimizin en tatli anlarinda bile nasil stress dolu olabiliriz acaba.

Ani yakala…  bugun icin yasa… yalniz bugun var geriye kalan hepsi hikaye… bunlari ezberleyerek gecti su omrum.

Zaman zaman da bu felsefeyi hakikaten kendime bir yol haritasi yaptim… ama… yinede, yeryuzunde bir cennet ortami icinde bile stresi kovalamakta ve huzuru yakalamakta zorluklar cektim.

Esimin bir hayali vardi… Yazin butun aile bir arada Bodrum’da tatil yapmak.  Anneler, babalar, yigenler, coluklar, cocuklar… Istanbul’dan gelenler, New Jersey’den gelenler hatta ve hatta Los Angeles’tan bile gelenler… tek cati altinda, harala gurele icinde gecen mutlu bir yaz… bu programi dun itibari ile basari ile yaptik, bitirdik…

Peki bu kitaplara konu olacak kadar sevgi dolu, eglenceli, heyecanli ve yer yer komik anilarla dolu gunlerin hepsi stressiz ve huzur icindemi gecti???  Aslinda cogu evet, ama arada…

Bu kadar mutlulugun icinde bile  ben ilk haftalarda kendi icimde kucuk stresler yasamayi basardim.  Icinde yasarken insan herseyi ciddiye aliyor ve herseye kafayi takiyor.  Bende gectikten sonra geriye donup bakinca sebebini biraz biraz cozdum galiba.

Butun bir sene boyunca bu yazin planlarini yaptik. Esim ev aradi, yerine gitti bakti, gereken sistemi kurmak icin herseyi onceden dusundu, hazirliklar yapti.  Sonunda kayinvalidem, yardimcisi, Mehmet, Murat ve ben Haziran sonu itibari ile cennet gibi bir yere geldik, cipayi attik.  Ev sahane guzel, manzara insanin icini titretecek cinsten, deniz harika, yemekler muhtesem ve ev halki mesut, memnun…

Birtek ben hic kimseye caktirmadan, ufak bir bunalim icindeyim… Sabahlari kalkip Amerika’da her gun yaptigim gibi yoga yapmayi deniyorum… olmuyor… yer bulamiyorum, gunes ustume geliyor, hali dizime batiyor… sonra, meditasyon yapayim diyorum… o da bir ise yaramiyor… kendimi ana birakayim, hic birseyi kafaya takmayayim diyorum… ama bu da bir ise yaramiyor… hala uykusuz, hala huzursuz…

Esas sorunun ne oldugunu tabiki sonunda fark ediyorum. Ben Amerika’dan bavullarimi yapip gelirken, takintilarimi, beklentilerimide koymusum cantama… O okumasini cok sevdigim yolculuk yazarlarinin (travel writers) hikayelerindeki kivamda bir tatil, ‘Eat, Pray, Love’ filmideki Julia Roberts kivaminda bir Sedef…

Biraz geriye gitmem gerekecek galiba… Mayis ayinin sonlarinda, ronesans doneminde yasamis ender bulunan bayan ressamlardan olan Sofonisba Anguissola hakkinda bir makale ile ilgili bir elestiri yazisi yazma teklifini kabul etmistim.  Makale cok ilgimi cekmesine ragmen, bir turlu projeyi tamamliyamiyordum.  Hep baska isler, mesuliyetler giriyordu araya.  Birazda tedirginligimden, devamli daha ileriye atiyordum.  Kafamdaki Bodrum filmine birde oturup bunu yazmayi ekledim… hani sabahlari kalkip yoga yapacaktim, meditasyon yapacaktim ya, sonrada birde oturup yazi yazacaktim… hatta belkide yuzumde huzurlu bir ifade ile…

Bu arada kesin teshisi konulmus bir Obsesif-Kompulsif oldugumu daha once yazmismiydim hatirlamiyorum. Neyse sonunda kirpik kirpik, calinmis zamanlarda yaziyi bitirip teslim etmeyi basardim…  Yasasin…

A birden bire baktimki, cok hafiften Julia Roberts’i andiran bir hale burunuyorum… hala yoga, meditasyon yok… hayatimda hersey hala ayni… ama hafiflemis bir hal var simdi…

Belkide Ananda Gri’nin soyledigide bu, ben ilerideki bir zamana, gelecekteki guzel gunlere o kadar kitlenmis gidiyormusumki, o ana geldigimde bile bunu fark edememisim.

Cok uzun sozun kisasi, bir noktada, hayati akisina biraktim.  Yapmam gereken isi bir sekilde bitirdim ama diger fantazilerden arindim.  Yoga ve meditasyona Amerika’da daha cok ihtiyacim olur herhalde.  Burada iken Ege’nin mavi sulari, ailemin sen kahkahalari, gezdigim, gordugum birbirinden sahane yerler ve tabiki yigenimin doyumsuz maskaraliklari, beni sevgi dolu bir ruh halinde tutmaya yetti sanirim.

Healing Effects of a Family Meal

Sitting around a table to break bread and share stories with loved ones can have such a nourishing effect on the soul.  Family dinners are one of my most treasured memories.  It is a great time to enjoy each other’s company in a relaxed, blissful environment while savoring lovingly prepared delicacies.

We rented a house on the Aegean, in Bodrum, last summer where we were living as an extended family of 6-9 people, including my mother-in-law along with visiting cousins, niece and nephews.

I don’t know if this is due to our family trait of simply loving good food or a common part of our culture, some of the best times were the ones we shared during meals, our dinner tables always full of chaotic joy.  We enjoyed the family time so much that we decided it bore repeating – so we are back again this summer.  My husband, sons, and I arrived yesterday with my mother-in-law; we are expecting many more to join us in the coming weeks.  Since it was our first night in the house, dinner was a quiet, simple fare.

Unfortunately, at times, my mother-in-law suffers from some memory loss; excitement and anxiety due to a change of place seems to heighten her symptoms.  While we had a perfectly wonderful trip from Istanbul, arriving in Bodrum after an hour long flight and having a great meal at a restaurant on our way home, as the day wore on, my mother-in-law’s demeanor began to change.  After a while, she started to get disoriented and talk about going back home.   This is all becoming very normal behavior we are learning to deal with as her condition advances.   We were surprised none-the-less, since she talked about little else besides spending the summer in Bodrum, for the past 10 months.

But after we sat down to dinner, something magical happened that reinforced my belief in the healing power of a family meal…  My mother-in-law started to remember… the other house we were in last summer and point out the differences between the two places.  She started talking about her room, the shopping trips and the walks we used to go on and asking me if we could do it again, this year.

I guess the term ‘comfort food’ does have a literal meaning…  the comforting effects of sharing a meal with her family must have rung the right cord with someone who could so easily slip away.  I hope we can continue to improve her health by eating together, sharing stories and laughter and creating new memories for all of us to cherish for the cold and lonely winter days.

%d blogcu bunu beğendi: